kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Mayıs 2015 Perşembe



Sıcaklıkların artması ile birlikte birçok kişi hayatında yenilikler yapmak, bahara ve yaza pozitif duygularla girmek istiyor. Seçilen doğru kitaplar yepyeni dünyalar ve hayalleri önümüzü getirir diyen Zambak Yayınları Rehberlik Mehmet Azim, ‘Kitap okumak bizleri günün sıkıntılarından ve problemlerinden sıyrılma imkânı sağlar. Doğru seçilen kitap okyanusa açılan bir gemi gibidir. Bahar ile birlikte kendini yenilemek isteyenler için de iyi bir rehberdir.’ dedi.
Kitapların hem kendimizle hem de okuyacağımız kitapla ilgili farkındalığımızın olması gerektiğini hatırlatan Mehmet Azim, ‘Beklenti ve hayallarimize uygun kitaplar bize yol gösterir. Aynı zamanda kitap okumak etkili bir öğrenme sürecine zemin hazırlayacağı için, hedeflerimize ulaşmak için bizlere yeni ve orijinal çözüm üretmede de yardımcı olur.’ diye konuştu.
Roman ya da hikâye kitaplarındaki karakterlerin yaşadığı olaylar bizlere gerçek hayatta rehberlik edebilir diyen Azim şöyle devam etti; ‘Bahar aylarında hepimiz yenilenme hedefleri koyuyoruz. Bazılarımız bu hedeflere ulaşabiliyor ancak ne yazıkki büyük bir kesim hedeflerine yaklaşamıyor. Oysa hedeflerimizi destekleyecek kitaplar okuyarak kendimizi motive edebilir, yeni ve orjinal çözüm yolları üretebilir. Yani hedeflerimize yaklaşmada daha güçlü adım atabiliriz.’

Hayatında Kitap Olanlar Hedeflerine Daha Kolay Ulaşır
Düzenli ve sürekli kitap okuyan insanların kendini daha iyi ifade edebildiğini hatırlatan Azim, ‘Hedeflerimize ulaşamamızda en büyük rol kendimizi tanımamaktan geçiyor. Hayatının doğal ritmine kitapları da ekleyebilen bireyler kendini daha iyi ifade edebiliyor çünkü kendini daha iyi tanıyor. Kendini daha iyi tanıyan bireyler de doğru ve ulaşılabilir hedefler belirleyebiliyor. Aynı zamanda kitap okuyan bireyler bu hedeflere ulaşabilecek pratik çözümler de bulabiliyor. Bahar ve sıcak havaların gelmesi ile birlikte yeni hedefler koymaya başlayanlara kendilerine en doğru rehberleri bulmalarını öneririz. Yenilenme, canlanma, hedeflere ulaşmak için bahar ayı bizlere enerji veriyor. Bu enerjimizi doğru rehberlerin eşliğinde harcarsak hedeflerimiz ulaşmak kaçınılmaz olacak.’ diye konuştu.

4 Mart 2015 Çarşamba

Pompa sistemleri sektörünün lider markası WILO, suyun verimli kullanılması konusunda farkındalık yaratmayı amaçlayan çalışmalarına bir yenisini ekledi. Hayatın kaynağı olan suyun önemini her platformda ifade eden WILO, bu kez çocuklara seslenen bir kitap çalışması gerçekleştirdi. “Suya Yön Veriyoruz” adlı bir kitapta suyun vücudumuz, çevremiz, dünyamız için neler ifade ettiğine dair zengin bir içerik ve değerli bilgiler çocukları bekliyor. WILO bu anlamlı kitabı tüm çocuklara armağan ediyor.

Pompa sistemleri sektöründe bir dünya devi olan WILO, suyun verimli kullanılması için yaptığı farkındalık çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor. WILO, suyun önemini vurgulamak için yaptığı çalışmalar kapsamında çocuklara yönelik bir kitap hazırladı.
“Suya Yön Veriyoruz” adlı kitapta çocuklar, suyun büyülü dünyasında kısa bir gezintiye davet ediliyor. Suyun, vücudumuz, çevremiz, dünyamız için neler ifade ettiğine dair zengin bir içeriğe ve değerli bilgilere yer verilirken, edinilecek küçük tasarruf alışkanlıklarıyla suyun geleceğe taşınabileceği vurgulanıyor. Bu değerli bilgilerin yanı sıra içindeki eğlenceli küçük oyunlar da kitaba renk katıyor.
Suyun verimli kullanılması konusunda farkındalık yaratmak için kitap çalışmalarından fotoğraf yarışmasına ve su yürüyüşü gibi etkinliklere varana kadar pek çok proje gerçekleştiren WILO, “Suya Yön Veriyoruz” adlı kitabı tüm çocuklara armağan ediyor.


4 Kasım 2014 Salı


GA Çocuk tarafından her yıl Kasım ayı içerisinde çocuklara kitap okuma bilinci ve sevgisi aşılamak, bu anlamda ebeveynleri de bilinçlendirmek hedefiyle düzenlenen ve tamamı ücretsiz olan Dünya Çocuk Kitapları Haftası Türkiye etkinlikleri, 7. yılında Neomarin Çocuk Kültür Merkezi’nde kutlanacak. Yedinci yıl temamız, bütün çocuklar için, “Kitabın Işığın Olsun!”

7 ve 8 Kasım tarihlerinde Türk Çocuk Edebiyatı’nın iki değerli yazarını, Aslı Tohumcu ve Ayla Hacıoğullarını ağırlayacak olan 7. Dünya Çocuk Kitapları Haftası Etkinlikleri, kitapla çocuk arasındaki bağı kurmaya dayalı çeşitli sanat atölyeleriyle de desteklenecek. Bir Sosyal Sorumluluk Projesi olarak geliştirilen etkinlikler, ilgili tarihlerde 12.00-18.00 saatleri arasında uzmanlar eşliğinde uygulanacak. 7. Dünya Çocuk Kitapları Haftası Etkinlikleri’ne davet edilen yazarlar, kitaplarını çocuklarımız için imzalayarak interaktif etkinliklerle minik okurlarına birebir temas edecekler. Proje dahilinde Adalet Bakanlığı İstanbul Eğitim Merkezi Orkestrası da bir final konseriyle bu değerli sosyal sorumluluk projesine destek verecek. İmzalanarak hediye edilecek kitaplarımız, Can Çocuk Yayınları’ndan Eksimus Serüvenlerive Yapı Kredi Yayınları’ndan “İztanbul” adlı çok değerli kitaplar.


7. Dünya Çocuk Kitapları Haftası Etkinlikleri, ilköğretim okulları ile yuvaların ve münferit ziyaretçilerin ücretsiz katılımı ve 200 adet ücretsiz kitap dağıtımıyla sosyal sorumluluklarımızı yediden yetmişe herkese hatırlatacak. Geçtiğimiz altı yıl içinde 10.000’in üzerinde çocuğa ulaşan etkinliğin ayrıntıları, Dünya Çocuk Kitapları Haftası Türkiye resmi web sayfası olan www.dunyacocukkitaplarihaftasi.org ’tan görülebilir.

7 Kasım 2014 / Cuma
12.00-14.00 Esin Perileri // Dünya Çocuk Kitapları Haftası Enstalasyon Çalışması 1
13.00-13.30 Dünya Çocuk Kitapları Haftası Okur-Yazar Çocuklar Konseyi Toplanıyor
14.00-15.00 Kitabın Işığın Olsun! // Dünya Çocuk Kitapları Haftası Poster Çalışması
15.00-16.00 Can Çocuk Yayınları Etkinlik Saati / Aslı Tohumcu’yla Süper Güçlüyüm! 
16.00-17.00 İmza Saati / Aslı Tohumcu - Eksimus Serüvenleri / Can Çocuk Yayınları
17.00-18.00 Kavram ve Resim // Dünya Çocuk Kitapları Haftası Resimli Kitap Çalışması
8 Kasım 2014 / Cumartesi
12.00-14.00 Esin Perileri // Dünya Çocuk Kitapları Haftası Enstalasyon Çalışması 2
13.00-13.30 Dünya Çocuk Kitapları Haftası Okur-Yazar Çocuklar Konseyi Toplanıyor
14.00-15.00 Doğal Yaşamın İçinde // Dünya Çocuk Kitapları Haftası Ahşap Kitap Tasarımı
15.00-16.00 Yapı Kredi Yayınları Etkinlik Saati / Yedi Gün Yedi Gece İstanbul Bir Bilmece
16.00-17.00 İmza Saati / Ayla Hacıoğulları – İztanbul / Yapı Kredi Yayınları
17.00-18.00 Okuyan Şövalyeler // Dünya Çocuk Kitapları Haftası Üç Boyutlu Obje Tasarımı
KONSER // Adalet Bakanlığı İstanbul Eğitim Merkezi Orkestrası 

Neomarin Pendik Alışveriş Merkezi
E 5 Karayolu Üzeri Kaynarca Mahallesi Tersane Kavşağı Elka Sokak No: 33 Pendik–İST.

7 Nisan 2014 Pazartesi


Babalara yazılan mektuplardan oluşan “İmza: Kızın”la başlayan serüven, geçen sene bu zamanlar kocalara, eski eşlere, hayali prenslere yazılan mektuplardan oluşan “İmza: Karın” ile devam etmişti. Seri, kadınların “İmza Ben” diyerek imzaladıkları ve “son bir söz” söylemek istedikleri kişilere yazdıkları mektuplarla sona eriyor. Canan Tan, Cemre Birand, Çiçek Dilligil, Derya Baykal, Ece Vahapoğlu, Esra Harmanda, Nazlıcan Özkan, Sevinç Erbulak, Şafak Pavey, Yonca Tokbaş  gibi 154 kadının geçmişleriyle, gelecekleriyle, kendileriyle, sevdikleriyle, sevmedikleriyle hesaplaştıkları mektupların  bir araya gelmesiyle ortaya çıkan “İmza: Ben”, kitapseverler ile buluşuyor.

Kitapta mektuplarına yer verilen kadınlar, serinin ilk kitabı “İmza: Kızın” derken hayatlarındaki ilk erkek olan babalarına mektuplar yazmışlardı. Yanlarında olan, olmayan veya bir kez dahi göremedikleri babalarına. Kimi teşekkür etti, kimi kırgınca “Sana ihtiyacım vardı. Neredeydin?”dedi. Kimi erkenden göçüp gidenlerin arkasından gözyaşı dökerken, bir baba gölgesi bile hissetmeyenler “Kulağıma küpe olacak bir sözünüz bile gelmiyor” diye hesap sordu.

Sonra kız çocukları büyüdü, hayatın içinde kadın olarak durmayı öğrendi. Bu sefer “İmza: Karın”’da sözümüz “o adama”ydı. “Ruh eşim” deyip aşkla dolu olandan “Mezarına gelip bu mektubu okuyacağım” deyip nefretini kusana kadar geniş bir yelpazede mektuplar yazıldı.

154 kadın, noktayı İmza: Ben diye imzalayarak koyuyorlar. Kime, ne diyecekleri varsa onu diyerek. İmza : Ben’de sevgi bulacaksınız. İmza : Ben’de öfke bulacaksınız. İmza: Ben’de şükür, azim, korku bulacaksınız. İmza: Ben’de hayatın ta kendisini bulacaksınız.

Yazarlarının en saklı hayallerini okuyacağınız kitabın geliri, serinin diğer iki kitabı gibi yine çok güzel bir amaca hizmet için ayrılıyor.  İmza: Ben kitabının telif geliri, görmeyenlerin dünyasında da minik de olsa bir ışık yakabilmek hedefiyle, bu yıl 10. Yılını kutlayan Türkiye Görme Özürlüler Kütüphanesi’ne (TÜRGÖK) bağışlanıyor. Kitabın ayrıca sesli kitap versiyonu da görme engelliler için TÜRGÖK tarafından oluşturuldu.
Yaşama bir kez daha kadın gözünden bakmak, yüreğinden geçenleri anlamak isterseniz İmza: Ben size eşsiz bir fırsat sunuyor.

10 Mart 2014 Pazartesi


“Geleceğin liderleri buradan doğar !” sloganıyla öğrencilerini karşılayan Uzay Kampı Türkiye’yi keşfetmeye hazır mısınız?

Canan Tan'ın bu güzel kitabını Doğan Egmont 3 takipçimize hediye ediyor.

Ayrıntılar için hadi buyrun www.1baba1anne.com

HEMEN ŞANSINIZI DENEYİN ,BOL ŞANS




2 Aralık 2013 Pazartesi


Binlerce kitap ve yayın evi tek bir sitede buluştu: Kitapq.com

Aradığınız kitabı bulmak için yayınevlerini ve kitapçıları gezme olayını rafa kaldıran Kitapq.com edebiyattan tarihe, çocuk kitaplarından kişisel gelişime, aile kitaplarından felsefi kitaplara kadar birçok kitabı okuma meraklıları ile buluşturuyor.

Zamanı kısıtlı olanların, hızla işlerini halletmek isteyenlerin, indirimli kitap almak isteyenlerin, yeni kitaplardan haberdar olmak isteyenlerin, yeni kitapları indirimli almak isteyenlerin, iyi bir online kitap alışveriş sitesi arayanların, tüm yayın evlerini tek bir çatı altında bulmak isteyenlerin ve pratik bir şekilde alışverişini yapmak isteyenlerin yeni adresi: kitapq.com. En son çıkan ya da en çok okunan kitaplara indirimli fiyatları ile ulaşmak istediğinizde tek adresiniz olan kitapq.com; her kitabın birer yansıma olduğu düşüncesiyle yola çıkan “Online Kitap Alışveriş Sitesi”dir. Fırsatları yakalamak için kitapq.com’a üye olabilir ya da sosyal medyadan facebook/kitap.com - twitter/kitapq.com’u takip edebilirsiniz. Yapacağınız işlemler çok basit; sayfaya üye olabilir ya da üye olmadan alışverişinizi yapabilirsiniz. İstediğiniz kitabı seçip gereken bilgileri doldurduktan sonra kitabın beş iş günü içerisinde adresinize postalanmasını bekliyorsunuz.


Üstelik zengin ürün yelpazesiyle güncel her türlü kitaba ulaşabileceğiniz kitapq.com’dan yapacağınız 150 TL ve üzeri alışverişlerinizde kargo ücreti ödemiyorsunuz. Her kitabı rahatlıkla bulabileceğiniz, pratik bir site olan kitapq.com kitapseverleri zevkli bir alış-verişe davet eder.

8 Ekim 2013 Salı

 
Hayatımıza güzel ve anlamlı bir imza attım bende...
 
İmza:Karın 'da yer aldığım için çok ama çok mutluyum.
12 Ekim cumartesi günü Kadıköy Belediyesi Caddebostan Kültür Merkezinde bir söyleşi düzenliyor.Bu söyleşi de Lale Manço Ahıskalı, İlkim Karaca, Berkant'ın eşi Engin Akgürgen ve Banu Özkan Tozluyurt bulunuyor.
Bu güzel söyleşiyi izlemek isterseniz hadi sizde gelin.Katılım ücretsiz...
 
Not: Bende orada olacağım :)

18 Eylül 2013 Çarşamba

 
Geleceği mi görmek isterdiniz, geçmişe dönmek mi? Peki ya seçiminiz sizi mutlu etmezse? Unutmayın, her şey göründüğü gibi olmayabilir…

BU KİTAP GÖZ YANILTIR ! Sizin olmasını ister misiniz?


Sadece yapmanız gereken yazımızın altına yorumunuzu bırakmanız.Bu heyecanlı hikayeyi merak mı ediyorsunuz?Hadi şansınızı deneyin.www.1baba1anne.com a gidip yazımızın altına yorumunuzu bırakın.24.09.2013 e kadar yorumlarınızı bırakabilirsiniz.
1 kişi bu güzel kitabı kazanacak.



3 Aralık 2012 Pazartesi

31. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı 600 yayınevi ve sivil toplum kuruluşunun katılımı, 200 etkinlik ve yüzlerce imza ile kapılarını kitapseverlere açtı.Bizim içinde en önemli günler arasındaydı.17-25 Kasım’da o kadar kalabalık bir şekilde gerçekleşti ki gerçekten görülmeye değerdi.

1baba1anne.com olarakta bizde arkadaşlarımızın yanında olmaya çalıştık,yanlarında olup onlara destek olduk.Böyle zamanlarda hep insan tanıdıklarının gelmesini,aramasını bekler.Ben çok değer veriyorum arkadaşlığa,özene,değere,verilen emeğe…Anne olmaları da ayrı bir önemdeydi benim için. İmza Kızın ve Anneliğin Ötesinde kitaplarının imza günü vardı. Bize göre müthiş geçti,onların gözlerindeki ışıtıları görünce bizde heyecanlandık.Banu Özkan Tozluyurt,Selgin Gb ve Esra Aylin Akalın’ı önce yani “İmza Kızın”ı ziyaret ettik.Yitik Ülke yayınevi çok güzel bir yere kurmuştu standını.Kadınların kitabı alırken “Teşekkür”etmeleri çok güzeldi.Satılan kitapların parasıda güzel bir yere(YEKÜV) gideceği içinde çok fazla ilgi gördü.

Daha sonra bizim için önemli bir insan olan alternatifanne.com un kurucularından Gülüş Türkmen’in yanına gittik.Süper bir aile tablosuyla karşılaştık.Annesi destekçisi olarak yanında oturuyordu.İkiside nasıl tatlı insanlar görmeli ve tanışmalısınız.Kaknüs Yayınevi duvarları kitaplarla süslemişti.”Anneliğin Ötesinde”imzalanmak için masada duruyordu ve hemen aldım ve imzalattım ipek1cimcime adına :) Legabebe(Gamze) de fuardaydı blogcubebek ile :) Berra hanımı sevdik biraz ,çok güzel bir gün geçirdik hep beraber.Herkese çok teşekkürler.Buarada fotoğraf çekmeyide unutmadım tabiki :)

İpek1cimcime çok şanslı bu konuda ,daha 16 aylık ama herkes onu çok seviyor.Bizde bizi sevem herkesi çok seviyoruz.Bize destek veren,yanımızda olan herkese teşekkür edioruz.

30 Ekim 2012 Salı

Bu haftaki konuğumuz herkesinde bildiği Zümrüt Özkan.Sorularımızı en içten bir şekilde cevaplayan Zümrüt hanıma çok teşekkür ediyor başarılarının devamını diliyoruz,herşeyin en güzeline sahip olması gereken Melek Annelerden birtanesi.

Melek annemiz Zümrüt hanım bizimle röportaj yaparken sizleride tabiki unutmadı.”Yiyorum Büyüyorum” kitabını,röportajımızın altına yorum yazan bir şanslı annemize gönderecek,hadi belki şanslı anne sen olabilirsin ve bu güzel kitabı kitaplığındaki en özel yere koyabilirsin.Şansınızı deneyin,yorumunuzu bırakın.23.10.2012 de şanslı kişi belirlenecek hadi bakalım yorumlarınızı bekliyoruz…

Zümrüt hanımın bu özel röportajı sizler için burada,keyifli okumalar…

Merhaba Zümrüt hanım,kısaca kendinizden bahsedebilir misiniz?

1970 yılında doğdum. Ne zaman büyüdüm de kırklı yaşlara geldim, bazen inanmakta zorluk çekiyorum. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik ve Hakla İlişkiler bölümü mezunuyum. Canavar bir iş kadını olma hayalleriyle St. Louis Maryville Üniversitesinde iş idaresi yüksek lisansı yaptım. 2002’de anne oldum. Oğlum Alex Kaan sayesinde iş dünyası değil ama annelik yolunda uzun bir yolculuğa çıktım. Yiyorum Büyüyorum adlı çocuk yemekleri kitabının yazarı ve aynı adlı sitenin (www.yiyorumbuyuyorum.com) kurucusuyum. Bebeğim ve Biz dergisi yazarlarından biriyim. Çocuklara bayılıyorum, yazmayı çok seviyorum, eh yemek yapmak da hayatımın önemli bir parçası. Gönül gözü ile fotoğraf çekerim, resim sanatını ve seramiği sever, sergileri takip etmeye çalışırım. Sıkı bir hayvanseverim (http://www.yiyorumbuyuyorum.com/makaleler/anne-kopek-alalim/makale703.html) . Hayat felsefem sadelik üzerine kurulu. Yaşamın paylaşıldıkça güzelleştiğine inanıyorum. (http://www.yiyorumbuyuyorum.com/icerikler/zumrut-ozkan-kimdir/icerik5.html)

Hamile olduğunuzu öğrendiğiniz zaman neler hissettiniz?

Planlı bir hamilelik ve istenen bir bebekti. Kan testinin neticesini alıp, gerçekten hamile olduğumu öğrendiğimde çok sevindim. Neticede anne olmaya ruhen çok hazırdım. Aileyi, dostları haberdar etmek, kutlamalar yapmak ve o gece sevinçten uyuyamamak… Hepsi hafızama çok güzel bir anı olarak kazındı.

Kaan’ı ilk kucağınıza aldığınız anda neler hissettiniz?

Epidural sezeryan yöntemi ile dünyaya geldi Kaan. İşlem gereği iki kolumda bağlıydı. Bebeğimi sarıp sarmaladıktan hemen sonra yanıma getirdiler, ancak onu kucaklayamadım. O dakikaya kadar ameliyathaneyi ağlamalarıyla inleten Kaan yüzü yüzüme değer değmez susmuştu. Sonrasında operasyonun bitmesi sanki yüzyıllar aldı. Odada ilk kucağıma verdiklerinde ise ne kadar güzel bir bebek olduğunu düşünmüştüm. Gerçekten de öyleydi. Üç kilo yüz gram olmasına rağmen kollarımın arasındayken çok ama çok küçük gelmişti ki gözüme… Emzirirken incitir miyim, tutarken bir yerini acıtır mıyım kaygısını yaşamıştım. Ve muhteşem bebek kokusu… Unutulacak gibi değil!

Kaan bebeklik dönemini nasıl geçirdi? Gaz-uyku gibi problemleri oldu mu?

Birçok bebek gibi gaz sancıları oluyordu. O zaman emziren annenin de beslenmesine neden dikkat etmesi gerektiği daha iyi anladım. Ancak gaz yüzünden inanılmaz sıkıntılar çekmedim. İlk ayın sonunda bu sıkıntı hafiflemişti bile. Uyku konusu ise bir gerilim filmi gibiydi . Bir buçuk seneyi gecede en az üç defa kalkarak geçirdim. Benim kokumu almak, hatta saçımı tutarak uykuya dalmak gibi bir alışkanlık geliştirmişti. Ağlatarak bağımsız uyku alışkanlığı geliştirmesine katkı sağlayacak kadar disiplinli bir anne değildim. Yerine her gık dediğinde kendimi top gibi odasına attım. Şimdi on yaşında ama her “Ann” dediği anda kendimi ışık hızıyla odasında buluyorum :) Kısaca doğduğundan beri derin derin uyuyamıyorum, bir kulağım hep onda (http://www.yiyorumbuyuyorum.com/makaleler/saaa-ci-niii-tu-taaa-yiiimmmmm/makale424.html) .





Çocuğunuzun her istediğini yapar mısınız?

Çok disiplinli ve sıkı bir anne olduğumu söyleyemem ama onun her dediğini yapacak kadar da rahat ve umarsız bir anne değilim. Biliyor ki her zaman yanındayım, biliyor ki verdiğim sözleri tutarım, biliyor ki ona hiç kıyamıyorum ama guk dediği yerde han hamam kurmayacak kadar onu seviyorum. Artık büyüdüğü için birçok şeyin neden, nasılını ve sebep sonuçlarını anlayabiliyor. Gerekli ve ihtiyacı olan şeyler için asla saçma inatlaşmalar yapmam, koşullar koymam ama keyfe keder olarak sırf istiyor diye de çabuk avlanmam. Çocuklar çok akıllılar, istikrarlı ve kararlı anne olarak karşılarında sağlam bir duruş edinmek onların kendilerini hayatta daha güvenli hissetmelerinde kesin bir gereklilik. Ve oğlumun madde düşkünü olması hayatta isteyebileceğim en son şeylerden biri. Manevi değerlerle bezenmiş bir çocukluk maddeyle donanmış ama gerisi fos olan bir çocukluktan şüphesiz çok daha güzel. Onlardan öğreniyoruz işte ve öğreneceğimiz daha kim bilir ne çok şey var.

Yiyorum,büyüyorum’u yazmaya nasıl karar verdiniz? İçinde bulunan tarifleri seçerken nelere dikkat ettiniz?

Büyükler gibi beslenmeye başladığında beni çok zor bir maratonun beklediğini fark ettim. Yemek yedirirken ağız kilitlemeler, elle kaşığı, tabağı itmeler, yutmadan tükürmeler bir yemek saati klasiği olmaya başladığında sağdan soldan duyduklarımla değil de mutfakta ona özel daha çok denemeler yaparak bu zorluğun üstesinden gelmeye karar verdim. Denediğim birkaç tarifin Kaan tarafından memnuniyetle kabul edilmeye başlaması, benim bu tarifleri benzer yaşlarda çocukları olan anne arkadaşlarımla paylaştıktan sonra olumlu geri dönüşler almamla denemelerimi yazmaya karar verdim. Bir de baktım ki yeni tarifler oluşturmak için sürekli mutfaktayım! Bunları bir kitapta toplama fikrine ilk destek en yakın arkadaşım Aslı’dan geldi. Sydney’de yaşayan Aslı tariflerimi okuyor ve beni sürekli “yapmalısın” diye motive ediyordu. Hayatımdaki iki melek sayesinde böyle bir projenin gerçek olabileceğine inandım. Yayınevleri de kitaba çok olumlu yaklaştılar ve Yiyorum Büyüyorum yola koyulmuş oldu. Gerçi Kaan kitapta yer alan her tarifi bayılarak yemedi ama çıkış noktası benim gibi çocuğuna yemek yedirirken ıstırap çeken annelere fikir vermek olarak belirlenmiş oldu. Elde seçenek olması her zaman, her konuda iyidir…

Tarifleri seçerken de çocukların büyüme ve gelişimine katkı sağlayacak, onların damak tadını geliştirecek yemekler olmasına dikkat ettim. Sağlıklı ve doğru malzemeler kullanmak, tencere yemeklerine ağırlık vermek, besin gruplarının tamamını içeren güzel kombinler oluşturmak gibi prensipler edindim. X yağdan hiç kullanmamak, şarküteriye, ketçap, mayoneze ya da çocuk beslenmesinde yeri olmaması gereken hiçbir malzemeye yer vermemek de dikkat ettiklerim arasındaydı şüphesiz.

Kaan’la mutfağa girip yemek yapar mısınız?

Yapmaz mıyız? Çocukların erken yaşlardan itibaren mutfakta aktif yer alması fikrini sonuna kadar destekleyen bir anneyim. Kendi ellerinin değdiği her yemeği daha keyifle yediklerini çok iyi biliyorum. Üstelik bir şeyi başarabilme hissini yaşıyorlar, kendilerine güveniyor, yaptıklarını paylaşmayı sever oluyorlar. Bir de üzerine hem besinler, hem yemek yapma konusunda faydalı şeyler öğrenip, bu konuda bağımsız olmanın ilk adımlarını atmış oluyorlar. Bir çocuğa mutfakta yaşına uygun sorumluluklar vermenin artıları saymakla bitmez. Tabi ki çocuk ne kadar büyümüş olsa da bu aktivitelerin mutlaka gözetim altında yaptırılması gerektiği gerçeği var… Kaan’la muffin ya da kuki yapmak artık çok sıradan oldu mesela. Şimdi sorsanız malzemeleri tek tek sayar, tarifini verir, bonus olarak da bunları en güzel nasıl yapabileceğiniz konusunda ipuçlarını sıralar. Bu anlamda aktivitenin hafıza geliştirme ile de bir ilintisi olduğunu söyleyebilirim. Mutfakta beraber çalışırken besinler ve pişirme teknikleri konusunda sıkıcı olmadan bilgiler aktarabilmek için susamayan bir annesi var onun. Ne gariptir ki biz bunları keyifle yapıyorken bile “aman erkek çocuğun mutfakta ne işi var” kritikleri aldığımız da oluyor. Ne saçma değil mi? (http://www.yiyorumbuyuyorum.com/makaleler/erkek-cocuk-da-mutfagi-sevmeli/makale683.html)

www.yiyorumbuyuyorum.com dan bahsedebilir misiniz? Nasıl ortaya çıktı?

Yiyorum Büyüyorum kitabı Kaan’dan sonra ikinci bebeğim gibi oldu. Onu çok sevdim, o her şeyiyle bana ait olan bir projeydi. Sanırım üçüncü bebek de istedim J Yeni denediğim ve başarılı olduğum her tarifi, annelik tecrübelerimle ilgili yazılarımı paylaşmayı hayal ettim. Biliyordum ki dışarda çocuğu bir lokma yemek yesin diye çırpınan, yemediği zaman uykusu kaçan birçok anne vardı. Bu paylaşımlarımın o annelere ufacık da olsa bir katkı sağlayacağına inanıyordum. Sonra beslenme konusunda uzman yazıları da olmalı diye düşündüm. Neticede ben beslenme uzmanı değilim, bu konuda eğitimim yok, bilen kişilerin yol gösteren makaleleri de olmalıydı. Çocuk psikolojisi ile ilgili yazılar, arkasından söyleşiler, ve diğer annelerin tarif paylaşımları geldi. 2006’da bunların tamamını bir araya getirmek hiç kolay değildi. Zaten hiçbir zamanda kolay olmadı. Tek başıma bu seneye kadar olabileceğin en iyisi yapmaya çalıştım. Şu an bile sitenin arkasında sadece ben varım, ama seneler geçtikçe sitede çok keyifli ve değerli yazılar birikti. Tarifleri de göz önüne alırsak site çocuk beslenmesi konusunda referans bir site olmaya doğru hızla ilerliyor. www.yiyorumbuyuyorum.com her geçen gün daha çok tanınıyor. Bazı eksikleri olsa da takip eden herkes artık bu sitenin arkasında sağlıklı çocuk beslenmesine kafayı takmış, tamamen iyi niyetli araştırmacı bir annenin olduğunu biliyor.

Site doğal ve sağlıklı beslenme konusunda paylaşımlarına her koşulda devam etmek için elinden geleni yapacak. Bu benim için bir misyon artık. Tek sıkıntım istediğim kadar çok anneye ulaşamamakla ilgili. Arkamda medyanın gücü, ya da büyük firmalar olmadan sadece siteyi seven, beğenen annelerin diğer annelere referans vermesi ile ilerlemeye çalışıyorum. Tabi bu çok değerli. Umarım yakın zamanda daha çok anneye ulaşıp, yazı ve tariflerimle onları kucaklama imkanım olur.


Kaan’ın yediklerine karışır mısınız? Anneler çocuklarına sizce yemek konusunda nasıl davranmalılar?

Karışırım tabi, karışmaz olur muyum… Her şeyden önce yeme programını ben belirliyor, yemekleri ben pişiriyorum. Neleri, neden yemesi keza yememesi konusunda sürekli konuşuyor ve onu bilgilendiriyorum. Halen her sebzeyi afiyetle yiyen bir çocuk değil, evet tüm çabama rağmen yemek de seçiyor ama yemediklerinin muadilleri mutlaka bir şekilde ona sunuluyor. Bu evde sürekli yeni şeyler deneniyor. Öyle ki denediğim tariflere çoğu zaman Kaan okey veriyor. Olmuş, aferin sana diyorsa biliyorum ki diğer bir çok çocuk da o tarifleri severek yiyecek…

Büyüdükçe arkadaşlarından daha çok etkilenmeye başladı, çevreyi kontrol etmek zor ama çocuğunuzu kontrol etmek ona edindireceğiniz alışkanlıklarla mümkün! Özellikle reklamlarda dönen o berbat çocuk atıştırmalıklarının etkisinde bir şekilde kalıyor ve illa denemek istiyor. Cips bunların başında geliyor. Hemen her arkadaşı bu şeyi paket paket tüketiyor. Eve almamama rağmen arada kaçamakları oluyor. Ama sakıncalarının farkında ve erzak dolabında cips için kesinlikle yer açılmayacağını biliyor. Hazır meyve suyu, gofret vs. sevmez, alır mısın derse de cevabımın hayır olacağını bilir (http://www.yiyorumbuyuyorum.com/makaleler/cips-mips-yok/makale591.html) .

Annelerin yemek konusunda nasıl davranmaları konusu ise çok derin bir konu. Aşırı ısrarcı olup çocuğu yemek yemeden nefret ettirmek ya da çok geniş olup “aman acıkınca nasılsa yer” demek gibi uç noktalara gitmesinler. Unutmasınlar ki çocukların yeme alışkanlıkları, tercihleri ilk olarak evde şekilleniyor. Büyükler gibi beslenmeye başladıklarından itibaren evde çeşitli yemekler yapsınlar, okul dönemine kadar ne kadar çok besin çeşidine alıştırırlarsa o kadar iyi. Çünkü okula başladıktan sonra çevresel faktörler sebebiyle çocuğu yeni besinlere alıştırmak çok daha zorlaşıyor. Bir besini yemek haline getirmenin onlarca yolu var. Bu anlamda değişik şekillerde pişirip, sempatik sunumlar yapmayı ihmal etmemeliler. Annelerimiz çocuklarının aç kalacağı, yemediği için büyüyüp gelişemeyeceği kaygısını diğer ülkelerdeki annelere göre çok daha yoğun yaşıyorlar. Aman güçten düşecek diye çocukların sevdiği yemekleri tekrar tekrar pişirmek, ara öğünlere gerektiğinden fazla ağırlık vermek, dolayısıyla çocuğun yemek sofrasına acıkmış olarak oturmalarını güçleştirmek gibi bir durum var. Bakın yine kıyamamak söz konusu! Anneler çocuğun acıkmasına fırsat versinler, yaşına uygun aktiviteler yaptırarak, onları açık havaya çıkararak acıkmalarını sağlasınlar, sonrasında ise yeni besinleri sunmaya istikrarlı bir şekilde devam etsinler. Demoralize olmak yok! Ne kadar erken başlarlarsa o kadar çok başarı elde edeceklerdir. Annenin evde pişirdiği tencere yemeklerinin yerini hiçbir hazır gıda tutamaz… Bir de tabi yakın çevrenin annenin bu konuda gösterdiği emeğe saygı gösterip, desteklemeleri lazım. Anne evde brokoliyi sevdirmeye çabalarken akrabalar “gel sana fast food yedireyim” deme rahatlığını kendilerinde bulmamalılar. Top yine annede yani (http://www.yiyorumbuyuyorum.com/makaleler/cocuklar-sismanlamasin/makale727.html).


Annenizle kendinizi kıyasladığınız zaman farklılıklarınızı görüyor musunuz?

Annem evlatları için dünyayı tek parmağıyla havaya kaldıracak kadar sevgi dolu bir kadındır. Hepimize ayrı ayrı çok düşkündür. Bu düşkünlüğü zaman zaman evham düzeyini çok ileriye taşıyabiliyor. En ufacık bir hastalıkta, ya da sıkıntıda kafayı oynatacak kadar telaşlanır. Onun bu telaş hali zaman zaman bizi zor durumlarda bırakabiliyor. Dolayısıyla annemden farklı olarak biraz daha rahat olma gayreti içindeyim. Olabilecekler üzerine senaryolar yazıp kendimi onların etkisinde bırakmamak ve oğluma da bu kaygıyı aktarmamak gibi bir farklılığım var. Kalan taraflarım ise ona çok benzer, çocuğuma onun bize olduğu kadar sevgi dolu olabiliyor ve arkasında kapı gibi durabiliyorsam hep onun sayesinde. Yine de zaman değişiyor, annelik de yeni ayarlamalar gerektiriyor. İyi bir anne olmak sadece sevgiyi fersah fersah sunmak değil tabi. Anne olduğumdan beri tam bir radar gibi yaşıyorum. Tek derdim oğlumun sağlıklı, mutlu ve huzurlu olması… (http://www.yiyorumbuyuyorum.com/makaleler/relax-anne/makale572.html)

En son olarak annelerimize ne tavsiye edersiniz?

Zamanın hızını kontrol edemiyoruz maalesef. Oğlumun çocukluğunun da göz açıp kapayana kadar geçip, bitmiş olacağının farkındayım. Tüm annelere tavsiyem hem onlar, hem bizler için muhteşem olabilecek bu zaman dilimini dolu dolu yaşamaları ve yaşatmaları ile ilgili olabilir (http://www.yiyorumbuyuyorum.com/makaleler/en-guzel-sey-cocuk-olmak/makale711.html) . Sağlıklı çocuklarımız olduğu için hep şükretmeli ve onlar için hem fiziken, hem de ruhen sağlıklı kalabilmek için elimizden geleni yapmalıyız. Anneliğin keyfini doya doya sürmek bizim en doğal hakkımız. Her şey onlarla daha güzel (http://www.yiyorumbuyuyorum.com/makaleler/siz-guclu-bir-annesiniz/makale674.html).